<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Yaz Dediler için yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.yazdediler.com/comments/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yazdediler.com</link>
	<description>Sonunda İstedikleri Oldu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jan 2012 15:23:18 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
	<item>
		<title>Tutunamayanlar yazısına Merve Yildiz tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.yazdediler.com/kitap/tutunamayanlar.html/comment-page-1#comment-2301</link>
		<dc:creator>Merve Yildiz</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 15:23:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yazdediler.com/?p=576#comment-2301</guid>
		<description>&quot;ağla bu yaşama turgutcuğum özben, ağla daha çok!
yaşam bu denli ağlanası olmamıştı.
gül bu yaşama selimciğim ışık gül eskisinden daha çok!
yaşam bu denli rezilcesine gülünç olmamıştı.
ben aranızda size bakıp soruyorum kendime:
sizin ardınızdan mı ağlayayım? sizinle birlikte mi güleyim?&quot;

Ne güzel anlatmışsın, okuyup da sevmeyen görmediğimden; bir de upuzun olmasından olacak evde yıllardır duran kitabı okumamıştım. Geçen yıl babamın zorlamasıyla okudum, &quot;geç kalınan her şey böylesine güzel olsa&quot; dedim. 
Ara tatilimin başladığı şu günlerde diğer işlerimi halleder halletmez tekrar okuyacağım. 
Eline sağlık. :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;ağla bu yaşama turgutcuğum özben, ağla daha çok!<br />
yaşam bu denli ağlanası olmamıştı.<br />
gül bu yaşama selimciğim ışık gül eskisinden daha çok!<br />
yaşam bu denli rezilcesine gülünç olmamıştı.<br />
ben aranızda size bakıp soruyorum kendime:<br />
sizin ardınızdan mı ağlayayım? sizinle birlikte mi güleyim?&#8221;</p>
<p>Ne güzel anlatmışsın, okuyup da sevmeyen görmediğimden; bir de upuzun olmasından olacak evde yıllardır duran kitabı okumamıştım. Geçen yıl babamın zorlamasıyla okudum, &#8220;geç kalınan her şey böylesine güzel olsa&#8221; dedim.<br />
Ara tatilimin başladığı şu günlerde diğer işlerimi halleder halletmez tekrar okuyacağım.<br />
Eline sağlık. <img src='http://www.yazdediler.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tutunamayanlar yazısına E. tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.yazdediler.com/kitap/tutunamayanlar.html/comment-page-1#comment-2255</link>
		<dc:creator>E.</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 14:03:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yazdediler.com/?p=576#comment-2255</guid>
		<description>Merhaba Sevgili Emre,
Selim&#039;den pek bahsetmemişsin, Selim aslında Turgut&#039;tan da öte, baş kahraman. Ve dediğin gibi Oğuz&#039;cuğum Atay hakikaten ilginç biri, üslup konusunda da değişim kaçınılmaz oluyor. Diğer kitaplarını da okudun mu bilmiyorum ama benzer üslup devam ediyor. İroni hep hakim. Son olarak, &quot;Çiçeklerden papatyayı, insanlardan Selim&#039;i severim.&quot;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Sevgili Emre,<br />
Selim&#8217;den pek bahsetmemişsin, Selim aslında Turgut&#8217;tan da öte, baş kahraman. Ve dediğin gibi Oğuz&#8217;cuğum Atay hakikaten ilginç biri, üslup konusunda da değişim kaçınılmaz oluyor. Diğer kitaplarını da okudun mu bilmiyorum ama benzer üslup devam ediyor. İroni hep hakim. Son olarak, &#8220;Çiçeklerden papatyayı, insanlardan Selim&#8217;i severim.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Dini Dünya İşlerine Karıştırmanın Faydaları yazısına Orçun tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.yazdediler.com/kitap/dini-dunya-islerine-karistirmanin-faydalari.html/comment-page-1#comment-2162</link>
		<dc:creator>Orçun</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2011 17:02:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yazdediler.com/?p=684#comment-2162</guid>
		<description>Kitabın başlığı bir şekilde dikkatimi çekmeyi başardı ve biraz bakındım. Şöyle bir tanıtım metni buldum;
- - - - -
Türkiye’deki her çocuk, okullarda laikliğin “din ve dünya işlerini birbirinden ayırmak” olduğu ezberiyle “eğitilir.”
Halbuki, yanlış bir tanım ve dolayısıyla yanlış bir ezberdir bu. Laiklik “din ve dünya işlerini” değil, “din ve devlet işlerini” birbirinden ayırmaktır.
- - - - -
Tanımı doğru kuruyor olsa da giriş noktası hayli yanlış. Laiklik hiçbir zaman “din ve dünya işlerini birbirinden ayırmak” diye aktarılmamıştır! Aktaran varsa da hatalıdır!
Kitap ilgimi çekmişken böyle bir falsoya düşmesi beni soğuttu. Yukarda “biraz bakındım” dedim ya, işte o bakmamla kaldım, daha fazlası zaman kaybı bence…</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kitabın başlığı bir şekilde dikkatimi çekmeyi başardı ve biraz bakındım. Şöyle bir tanıtım metni buldum;<br />
- &#8211; - &#8211; -<br />
Türkiye’deki her çocuk, okullarda laikliğin “din ve dünya işlerini birbirinden ayırmak” olduğu ezberiyle “eğitilir.”<br />
Halbuki, yanlış bir tanım ve dolayısıyla yanlış bir ezberdir bu. Laiklik “din ve dünya işlerini” değil, “din ve devlet işlerini” birbirinden ayırmaktır.<br />
- &#8211; - &#8211; -<br />
Tanımı doğru kuruyor olsa da giriş noktası hayli yanlış. Laiklik hiçbir zaman “din ve dünya işlerini birbirinden ayırmak” diye aktarılmamıştır! Aktaran varsa da hatalıdır!<br />
Kitap ilgimi çekmişken böyle bir falsoya düşmesi beni soğuttu. Yukarda “biraz bakındım” dedim ya, işte o bakmamla kaldım, daha fazlası zaman kaybı bence…</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Felatun Bey ile Rakım Efendi yazısına Derviş Vahdeti'nin yiğeni tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.yazdediler.com/kitap/felatun-bey-ile-rakim-efendi.html/comment-page-1#comment-2131</link>
		<dc:creator>Derviş Vahdeti'nin yiğeni</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2011 20:27:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yazdediler.com/?p=735#comment-2131</guid>
		<description>Bu romanı okuduğumda, Felatun bey karakteri, Samanyolu dizilerindeki kötü adamları çağrıştırmıştı bana. Aslında ciddiye bile alınmayacak tıynette biriyken, müellif tarafından, -Rakım efendi&#039;nin &quot;doğru&quot; batılılaşmasının onaylanması gerektiği için- romanın &quot;vurun abalıya&quot;sı ilan edilmiş bu Felatun bey. 
     Ama, ya hakikat? Mahmud kötüydü de Abdülaziz iyi miydi? Esasen bu romanın kötü adamı tamamiyle Rakım efendidir. Ben bir Müslüman olarak Rakım efendide kendime dair çok da bir şey göremedim. Rakım efendi, Tophane muhitinde oturmasına rağmen, ne yazık ki, Tophane gençlerinin yetiştiği o münbit iklimden nasibini alamamış, huzuru ve sükunu beyoğlunda aramış. Yani beyoğlunun kozmopolit muhitinin bir figürü olmuş. 
     Bugün, tekilciliğiyle ün salmış bir diktatörün bile beyoğlunda ingiliz ajanlarıyla görüştüğü bir hakikattir. Yani modernite tekilciliğini bile biraz eşelediğinizde altında kozmopolitizmin o meş&#039;um suretini görüyoruz. 
      Konuyu dağıtmayalım. Ciddiye alınmayıp sürekli tahkir edilecek canlılarla, batılılaşmayı özümsemiş kişilerin mukayese edilip, bir tercihte bulunmamızın istenmesi, ölümle sıtma adlı iki dostu hatırlattı bana. Fakat, yeterli entelektüel seviyeyi yakalayamamış osmanlılardan da bundan başka bir şey beklemek hayal olurdu gibime geliyor. 
    Yiğidi öldürelim hakkını yemeyelim. Ahmed Midhat efendinin üslubu enfes. Zaman zaman okura sorular sorması, karakterler üzerine spekülasyonlarda bulunması gibi unsurlar oldukça keyifli hale getirmiş bu romanı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu romanı okuduğumda, Felatun bey karakteri, Samanyolu dizilerindeki kötü adamları çağrıştırmıştı bana. Aslında ciddiye bile alınmayacak tıynette biriyken, müellif tarafından, -Rakım efendi&#8217;nin &#8220;doğru&#8221; batılılaşmasının onaylanması gerektiği için- romanın &#8220;vurun abalıya&#8221;sı ilan edilmiş bu Felatun bey.<br />
     Ama, ya hakikat? Mahmud kötüydü de Abdülaziz iyi miydi? Esasen bu romanın kötü adamı tamamiyle Rakım efendidir. Ben bir Müslüman olarak Rakım efendide kendime dair çok da bir şey göremedim. Rakım efendi, Tophane muhitinde oturmasına rağmen, ne yazık ki, Tophane gençlerinin yetiştiği o münbit iklimden nasibini alamamış, huzuru ve sükunu beyoğlunda aramış. Yani beyoğlunun kozmopolit muhitinin bir figürü olmuş.<br />
     Bugün, tekilciliğiyle ün salmış bir diktatörün bile beyoğlunda ingiliz ajanlarıyla görüştüğü bir hakikattir. Yani modernite tekilciliğini bile biraz eşelediğinizde altında kozmopolitizmin o meş&#8217;um suretini görüyoruz.<br />
      Konuyu dağıtmayalım. Ciddiye alınmayıp sürekli tahkir edilecek canlılarla, batılılaşmayı özümsemiş kişilerin mukayese edilip, bir tercihte bulunmamızın istenmesi, ölümle sıtma adlı iki dostu hatırlattı bana. Fakat, yeterli entelektüel seviyeyi yakalayamamış osmanlılardan da bundan başka bir şey beklemek hayal olurdu gibime geliyor.<br />
    Yiğidi öldürelim hakkını yemeyelim. Ahmed Midhat efendinin üslubu enfes. Zaman zaman okura sorular sorması, karakterler üzerine spekülasyonlarda bulunması gibi unsurlar oldukça keyifli hale getirmiş bu romanı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tanzimat ve Türk Ailesi yazısına Derviş Vahdeti'nin yiğeni tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.yazdediler.com/kitap/tanzimat-ve-turk-ailesi.html/comment-page-1#comment-2130</link>
		<dc:creator>Derviş Vahdeti'nin yiğeni</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2011 20:04:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yazdediler.com/?p=732#comment-2130</guid>
		<description>Rahmetli Dilaver Cebeci&#039;nin mahdumu, Çağrı Cebeci beyefendiyle bir mecliste bir araya gelmiştik zamanında. Kendisi karikatüristtir. Çağrı beyefendi, sağlam esprileriyle karnımda ağrılara, gözümde yaşlara sebep olmuştu o gün. Hey gidi günler. Konuyla pek alakası olmadı ama, bu enteresan bilgiyi burada aktarmazsam içimde ukde kalırdı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Rahmetli Dilaver Cebeci&#8217;nin mahdumu, Çağrı Cebeci beyefendiyle bir mecliste bir araya gelmiştik zamanında. Kendisi karikatüristtir. Çağrı beyefendi, sağlam esprileriyle karnımda ağrılara, gözümde yaşlara sebep olmuştu o gün. Hey gidi günler. Konuyla pek alakası olmadı ama, bu enteresan bilgiyi burada aktarmazsam içimde ukde kalırdı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kazım Karabekir&#8217;in Gözüyle Yakın Tarihimiz yazısına Türk yılmaz! tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.yazdediler.com/kitap/kazim-karabekirin-gozuyle-yakin-tarihimiz.html/comment-page-1#comment-2110</link>
		<dc:creator>Türk yılmaz!</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2011 15:49:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yazdediler.com/?p=687#comment-2110</guid>
		<description>Evvela, Vatan&#039;ın, Millet&#039;in ve dahi Sakarya&#039;nın kanını emmek için and içmiş, ahd u peyman etmiş bir diktatöre karşı yürüttüğü mücadeleden ötürü Karabekir Paşa&#039;yı rahmetle anmamız gerektiğini düşünüyorum. 

   Aslıhan hanımefendinin subjektiflik iddialarına katılıyorum. Fakat bizleri, dünyada objektif b. ir eserin bulunup bulunmadığı konusunda da aydınlatmasını temenni ediyorum. Her ne kadar objektiflik denilen nesneyi bir ham hayal olarak görsem de 1. Cihan Harbi ve İstiklal Harbi konusunda son dönemde yayınlanan bazı akademik eserlerin objektiviteye oldukça yaklaştığı kanaatindeyim. Mesela, Bülent Tanör&#039;ün Yapı Kredi Yayınları&#039;ndan çıkan &quot;Türkiye&#039;de Kongre İktidarları: 1918-1920&quot; adlı eseri bu meyanda zikredilebilecek nadide bir örnektir. Bu ve bunun gibi eserler okundukça nutuktaki iddiaların çürüklüğü de anlaşılacak ve İstiklal Harbimiz&#039;in kahraman mücahitleri bulundukları -fakat ingiliz ajanları tarafından indirildikleri- mümtaz mevkiye yeniden oturacaklardır. 


  Kazım Karabekir Paşa da, -modernleşme yanlısı olmasına rağmen- İstiklal Harbi&#039;nde savaşan mücahitlerden biriydi. Bazı dinci kardeşlerimiz kendisini koyu şeriatçı zannediyor fakat yazdığı metinler irdelendiğinde bu zannın geçersiz olduğu rahatlıkla anlaşılabilir. Bildiğimiz kadarıyla kendisi 1923 sonrası uygulanan diktatoryal ve monist moderniteye karşı çıkmıştı. Ne var ki, bu karşı çıkışı 1939 yılında -diktatörün ölümü vesilesiyle- Halk Partisi&#039;ne ve Büyük Millet Meclisi&#039;ne girmesine engel olamadı. 1946-48 yılları arasında da meclis başkanlığı görevini yürütürken hayata veda etti Karabekir Paşa. 

    Mustafa Armağan&#039;ın mağdur edilmiş bazı tarihi şahsiyetlerden bahsederken duygusal davrandığı tespiti, sanırım hatırı sayılır bir hakikat payına sahip. Bu duygusallıktan sıyrılıp, kişileri ve olguları yüceltmek veya -diktatörler hariç- yerin dibine batırmak yerine anlamak ve tahlil etmenin daha faydalı olacağına inanıyorum. Yoksa kasımın onunda tapınma ayini yapanlara benzememiz kaçınılmaz olur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Evvela, Vatan&#8217;ın, Millet&#8217;in ve dahi Sakarya&#8217;nın kanını emmek için and içmiş, ahd u peyman etmiş bir diktatöre karşı yürüttüğü mücadeleden ötürü Karabekir Paşa&#8217;yı rahmetle anmamız gerektiğini düşünüyorum. </p>
<p>   Aslıhan hanımefendinin subjektiflik iddialarına katılıyorum. Fakat bizleri, dünyada objektif b. ir eserin bulunup bulunmadığı konusunda da aydınlatmasını temenni ediyorum. Her ne kadar objektiflik denilen nesneyi bir ham hayal olarak görsem de 1. Cihan Harbi ve İstiklal Harbi konusunda son dönemde yayınlanan bazı akademik eserlerin objektiviteye oldukça yaklaştığı kanaatindeyim. Mesela, Bülent Tanör&#8217;ün Yapı Kredi Yayınları&#8217;ndan çıkan &#8220;Türkiye&#8217;de Kongre İktidarları: 1918-1920&#8243; adlı eseri bu meyanda zikredilebilecek nadide bir örnektir. Bu ve bunun gibi eserler okundukça nutuktaki iddiaların çürüklüğü de anlaşılacak ve İstiklal Harbimiz&#8217;in kahraman mücahitleri bulundukları -fakat ingiliz ajanları tarafından indirildikleri- mümtaz mevkiye yeniden oturacaklardır. </p>
<p>  Kazım Karabekir Paşa da, -modernleşme yanlısı olmasına rağmen- İstiklal Harbi&#8217;nde savaşan mücahitlerden biriydi. Bazı dinci kardeşlerimiz kendisini koyu şeriatçı zannediyor fakat yazdığı metinler irdelendiğinde bu zannın geçersiz olduğu rahatlıkla anlaşılabilir. Bildiğimiz kadarıyla kendisi 1923 sonrası uygulanan diktatoryal ve monist moderniteye karşı çıkmıştı. Ne var ki, bu karşı çıkışı 1939 yılında -diktatörün ölümü vesilesiyle- Halk Partisi&#8217;ne ve Büyük Millet Meclisi&#8217;ne girmesine engel olamadı. 1946-48 yılları arasında da meclis başkanlığı görevini yürütürken hayata veda etti Karabekir Paşa. </p>
<p>    Mustafa Armağan&#8217;ın mağdur edilmiş bazı tarihi şahsiyetlerden bahsederken duygusal davrandığı tespiti, sanırım hatırı sayılır bir hakikat payına sahip. Bu duygusallıktan sıyrılıp, kişileri ve olguları yüceltmek veya -diktatörler hariç- yerin dibine batırmak yerine anlamak ve tahlil etmenin daha faydalı olacağına inanıyorum. Yoksa kasımın onunda tapınma ayini yapanlara benzememiz kaçınılmaz olur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kazım Karabekir&#8217;in Gözüyle Yakın Tarihimiz yazısına aslıhan tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.yazdediler.com/kitap/kazim-karabekirin-gozuyle-yakin-tarihimiz.html/comment-page-1#comment-2109</link>
		<dc:creator>aslıhan</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2011 15:01:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yazdediler.com/?p=687#comment-2109</guid>
		<description>şimdi benim anladığım, bu kitap mevzubahis yakılan yok edilen eserlerden bire bir kopyala yapıştır değil. zaten özetleme amacı olduğunu düşünürsek böyle bir şey de beklenmez. ve kazım karabekir&#039;in konuşmadığı yerlerde yazarın tavrında beni rahatsız eden yerler var. daha kitabın adından, arkakapak yazısından bahsediyorum. bu yüzden yazarın içerikte nereye ne kadar müdahale ettiğinden emin olamadım. karabekir&#039;in ta kendisi konuşuyor mu pek emin değilim. belli bir yöntemle (konu sıralaması olabilir, tarihe göre sıralayabilir, kendi bileceği iş) sadece vakalara ve paşa&#039;nın sözlerine yer verilmiş bir kitap bekliyordum. kitabın içinde mustafa armağan&#039;ın varlığı gereğinden fazla hissedilmiyor mu?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>şimdi benim anladığım, bu kitap mevzubahis yakılan yok edilen eserlerden bire bir kopyala yapıştır değil. zaten özetleme amacı olduğunu düşünürsek böyle bir şey de beklenmez. ve kazım karabekir&#8217;in konuşmadığı yerlerde yazarın tavrında beni rahatsız eden yerler var. daha kitabın adından, arkakapak yazısından bahsediyorum. bu yüzden yazarın içerikte nereye ne kadar müdahale ettiğinden emin olamadım. karabekir&#8217;in ta kendisi konuşuyor mu pek emin değilim. belli bir yöntemle (konu sıralaması olabilir, tarihe göre sıralayabilir, kendi bileceği iş) sadece vakalara ve paşa&#8217;nın sözlerine yer verilmiş bir kitap bekliyordum. kitabın içinde mustafa armağan&#8217;ın varlığı gereğinden fazla hissedilmiyor mu?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kazım Karabekir&#8217;in Gözüyle Yakın Tarihimiz yazısına emredici tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.yazdediler.com/kitap/kazim-karabekirin-gozuyle-yakin-tarihimiz.html/comment-page-1#comment-2108</link>
		<dc:creator>emredici</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2011 14:47:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yazdediler.com/?p=687#comment-2108</guid>
		<description>Mustafa Armağan&#039;ın bu kitap için tercih ettiği anlatım metodu zannediyorum ki seni bir yanılgıya sürüklemiş. Konuşan Armağan değil, Karabekir&#039;in ta kendisi. Anlatılanların hepsi Karabekir&#039;in defalarca yakılan, yok edilen eserlerine istinad ediyor. Heykellerin gölgesinde yaşamaktan, yapmacık asr-ı saadet hikayelerini dinlemekten bıkan insanlar ın dört gözle beklediği bir kitaptı. Devamı da gelecek.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Armağan&#8217;ın bu kitap için tercih ettiği anlatım metodu zannediyorum ki seni bir yanılgıya sürüklemiş. Konuşan Armağan değil, Karabekir&#8217;in ta kendisi. Anlatılanların hepsi Karabekir&#8217;in defalarca yakılan, yok edilen eserlerine istinad ediyor. Heykellerin gölgesinde yaşamaktan, yapmacık asr-ı saadet hikayelerini dinlemekten bıkan insanlar ın dört gözle beklediği bir kitaptı. Devamı da gelecek.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kazım Karabekir&#8217;in Gözüyle Yakın Tarihimiz yazısına aslıhan tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.yazdediler.com/kitap/kazim-karabekirin-gozuyle-yakin-tarihimiz.html/comment-page-1#comment-2106</link>
		<dc:creator>aslıhan</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2011 22:05:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yazdediler.com/?p=687#comment-2106</guid>
		<description>(ek$i&#039;den önce burada! reklam yapayım.)

&quot;biz kahramanların azaltılmasından değil, çoğaltılmasından yanayız. eksilten değil, artıran bir tavır içindeyiz. insanların önüne daha fazla olumlu örnek koymak seçim şansını artırır düşüncesindeyiz.&quot;

laf cımbızlıyormuş gibi hissetmiyorum çünkü bilhassa italik yazılmış bir paragrafı alıntıladım. iki satır sonra d tekrar &quot;istiklâl savaşı&#039;na zenginliğini iade etmek&quot;ten bahsediyor. &quot;kahramanları çoğaltalım&quot; derken paragrafı seçme hakkı ile bitirmesi beni rahatsız etti. istiklâl mücadelesini bir bütün olarak kahramanlık hikâyesi sayalım. her kademeden askeri ile, halk ile. kimi neye göre bir diğerine üstün tutabiliriz ki? tutunamayanlar&#039;dan bir cümle söyleyeyim: &quot;sokaklara adlarını vermişler, ister istemez zarfların üstüne, defterlere yazıp duruyoruz onları. böylece, adları söylene söylene, sonunda adam sanılıyorlar.&quot; mustafa armağan çıkış noktasında haklı görünüyor: kimi adam olarak göreceğime bırakın ben karar vereyim. ama gidiş yönü bu değil. şöyle ki:

kazım karabekir&#039;in unutulmaktan duyduğu sitemi hikâyeleştirerek anlatmak istemiş. bölüm başlarında araya girerek paşa&#039;nın nasıl yazdığını yazıyor. fakat abartmış. &quot;ama.. ama.. mustafa kemal?&quot; y d &quot;bana ne onu d ilk ben buldum zaten hmpf!&quot; şeklinde trip atıyor sanki koca adam. mağdur edebiyatı gibi geldiğini söylemeliyim. bir yerde &quot;bugün hayatımın en mutlu günü!!!&quot; diye sevindi. üç ünlem ne la? yok artık. toplu fotoğraflardan kırpılan profil resimleri çağında tarih kitabına koyulan fotoğraftan çıkarılması çok anlamlı örnekler değil. demek istediğim, kazım karabekir anlaşılmak için bu kadar karikatürize edilmeye ihtiyacı olan biri mi? mustafa armağan, karşı çıktığı kahramanlardan bir tane d kendi kalemiyle ortaya çıkarıyor. kendi ifadesi &quot;konuşan ne de olsa bir kahramandır. kahraman olmayanlara düşen ise onu saygıyla dinlemektir.&quot; v yine kazım paşa&#039;ya söylettiği bir ifade: &quot;ben tekrar yazayım da, insanlar istedikleri gibi karar versinler. nasıl olsa gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyları vardır.&quot; kedi buysa ciğer nerde, ciğer buysa kedi nerde? kimin kahraman olduğunu ben seçeyim diye yazıyorsan, niye kafadan ha bu kahraman sen d dinleyeceksin diye rolleri belirliyorsun?

kazım paşa&#039;ya kendisini dinlemeden rejim düşmanı, hilafetçi, hain (sıfatlar arka kapaktan alıntıdır) demek n kadar yanlış ise, m.kemal paşa&#039;yı d hazır başarı üzerine yatıp silah arkadaşını satmış bir adam gibi göstermek o kadar yanlış. mustafa armağan kitabın okuduğum kadarında böyle bir ithamda bulunmuyor tabii ki. ama bazen öyle cümleler var ki, adını koyamıyorum fakat böyle anlarda aklıma ntv geldi desem belki derdimi anlatabilirim. oysaki 80&#039;li sayfalarda kazım paşa&#039;nın m.kemal paşa&#039;yı milli mücadelenin başına getirme noktasında ne kadar uğraş verdiği anlatılıyor. kimsenin rütbesini, yetkisini zorla elinden almış değil. fikir üretmek v bir fikri uygulamak farklı şeylerdir. insanları kahramanlaştırmadan sevmeliyiz, doğruları v yanlışları ile. tamam, 19 mayıs 1919&#039;d samsun&#039;a çıktım&#039;ın tek başına bir istiklâl mücadelesi olmadığını söyleyelim; tamam, m.kemal paşa&#039;nın d hataları olmuştur diyelim v o hataları anlatalım. böylece doğru v yanlış arasında bir seçim hakkı tanıyalım. ama bana kalırsa, resmi tarihte önkabul m.kemal paşa kahramandır her yaptığı doğrudur ise, bu kitapta d kazım paşa kahraman. o zaman ben d resmi tarihe inanmayın diyen bir mustafa armağan&#039;a d güvenmiyorum. birini tanımamak, yanlış tanımaktan iyidir.

daha ilk sayfalarda kazım karabekir&#039;n &quot;vatandaş! yanlış bilgi felaket kaynağıdır. her işin evvela hakikatini ara ve öğren. sonra münakaşasını istediğin gibi yaparsın.&quot; sözünü yazmış. ama kitap hakikatlerden bahsetmiyor d bir münakaşa içinde geçiyor sanki. o d bir anlatım tarzıdır fakat kitabın iddiası hakikatleri anlatmak. m.kemal paşa&#039;dan nutuk&#039;u v kazım paşa&#039;dan günlükler&#039;i okuduktan sonra, kitaba devam edip, peki bu münakaşa düzgün anlatılmış mı noktasında bir şeyler ekleyebilirim.

öte yandan kazım paşa&#039;nın doğru anlaşılmasına bu kadar önem verirken, vakalar nutuk&#039;taki gibi değil derken, kaynaklar listesinde nutuk olmayışını müstehzi bir gülümseme ile karşılamayı ihmal etmedim elbette.

&quot;hakkını helal et paşam! buraya yazamadığım cümleleri sen okuyorsun nasıl olsa. okurlarım onları okuyamasa da…&quot;
okuyacaklarım v okuyamayacaklarım hakkında, kitabın esas adamı ile bu kadar şahsi v şifreli bir diyaloga giren bir yazarın ilerleyen sayfalarda anlattıklarını ne düşünerek okuyabilirdim ki zaten? kazım karabekir&#039;in gözünden bir yakın tarih değil, mustafa armağan&#039;ın gözünden kazım karabekir v yakın tarih.

velhasıl, aslında ben çözemedim yazarın ne yapmaya çalıştığını. sayfa 94&#039;te &quot;artık vecizeler değil gerçekler konuşmalıydı ne de olsa&quot; dedi. ben de hay ağzına sağlık aklın neredeydi şimdiye dek diyip bıraktım.

sana sorum ise şu: yazar sayfa 94&#039;ten sonra ne yapmaya çalıştığını herhangi bir yerde anlattı mı? yani objektiflik bekleyerek hata mı ediyorum böyle bir amacı zaten yok muymuş? y d bu zaten objektif bir anlatım d ben mi çok idealize bir tarih anlatımı inancına sahibim? ama yine d tavsiye için teşekkür edeyim. adama kızdığım için neymiş bu paylaşamadıkları diye oturup başka kaynaklardan okuyacağım. dur sitedeki entelektüel seviyeyi düşürmeyeyim: &quot;o dönem hakkında okuma yapacağım.&quot; iyi geceler:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>(ek$i&#8217;den önce burada! reklam yapayım.)</p>
<p>&#8220;biz kahramanların azaltılmasından değil, çoğaltılmasından yanayız. eksilten değil, artıran bir tavır içindeyiz. insanların önüne daha fazla olumlu örnek koymak seçim şansını artırır düşüncesindeyiz.&#8221;</p>
<p>laf cımbızlıyormuş gibi hissetmiyorum çünkü bilhassa italik yazılmış bir paragrafı alıntıladım. iki satır sonra d tekrar &#8220;istiklâl savaşı&#8217;na zenginliğini iade etmek&#8221;ten bahsediyor. &#8220;kahramanları çoğaltalım&#8221; derken paragrafı seçme hakkı ile bitirmesi beni rahatsız etti. istiklâl mücadelesini bir bütün olarak kahramanlık hikâyesi sayalım. her kademeden askeri ile, halk ile. kimi neye göre bir diğerine üstün tutabiliriz ki? tutunamayanlar&#8217;dan bir cümle söyleyeyim: &#8220;sokaklara adlarını vermişler, ister istemez zarfların üstüne, defterlere yazıp duruyoruz onları. böylece, adları söylene söylene, sonunda adam sanılıyorlar.&#8221; mustafa armağan çıkış noktasında haklı görünüyor: kimi adam olarak göreceğime bırakın ben karar vereyim. ama gidiş yönü bu değil. şöyle ki:</p>
<p>kazım karabekir&#8217;in unutulmaktan duyduğu sitemi hikâyeleştirerek anlatmak istemiş. bölüm başlarında araya girerek paşa&#8217;nın nasıl yazdığını yazıyor. fakat abartmış. &#8220;ama.. ama.. mustafa kemal?&#8221; y d &#8220;bana ne onu d ilk ben buldum zaten hmpf!&#8221; şeklinde trip atıyor sanki koca adam. mağdur edebiyatı gibi geldiğini söylemeliyim. bir yerde &#8220;bugün hayatımın en mutlu günü!!!&#8221; diye sevindi. üç ünlem ne la? yok artık. toplu fotoğraflardan kırpılan profil resimleri çağında tarih kitabına koyulan fotoğraftan çıkarılması çok anlamlı örnekler değil. demek istediğim, kazım karabekir anlaşılmak için bu kadar karikatürize edilmeye ihtiyacı olan biri mi? mustafa armağan, karşı çıktığı kahramanlardan bir tane d kendi kalemiyle ortaya çıkarıyor. kendi ifadesi &#8220;konuşan ne de olsa bir kahramandır. kahraman olmayanlara düşen ise onu saygıyla dinlemektir.&#8221; v yine kazım paşa&#8217;ya söylettiği bir ifade: &#8220;ben tekrar yazayım da, insanlar istedikleri gibi karar versinler. nasıl olsa gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyları vardır.&#8221; kedi buysa ciğer nerde, ciğer buysa kedi nerde? kimin kahraman olduğunu ben seçeyim diye yazıyorsan, niye kafadan ha bu kahraman sen d dinleyeceksin diye rolleri belirliyorsun?</p>
<p>kazım paşa&#8217;ya kendisini dinlemeden rejim düşmanı, hilafetçi, hain (sıfatlar arka kapaktan alıntıdır) demek n kadar yanlış ise, m.kemal paşa&#8217;yı d hazır başarı üzerine yatıp silah arkadaşını satmış bir adam gibi göstermek o kadar yanlış. mustafa armağan kitabın okuduğum kadarında böyle bir ithamda bulunmuyor tabii ki. ama bazen öyle cümleler var ki, adını koyamıyorum fakat böyle anlarda aklıma ntv geldi desem belki derdimi anlatabilirim. oysaki 80&#8242;li sayfalarda kazım paşa&#8217;nın m.kemal paşa&#8217;yı milli mücadelenin başına getirme noktasında ne kadar uğraş verdiği anlatılıyor. kimsenin rütbesini, yetkisini zorla elinden almış değil. fikir üretmek v bir fikri uygulamak farklı şeylerdir. insanları kahramanlaştırmadan sevmeliyiz, doğruları v yanlışları ile. tamam, 19 mayıs 1919&#8242;d samsun&#8217;a çıktım&#8217;ın tek başına bir istiklâl mücadelesi olmadığını söyleyelim; tamam, m.kemal paşa&#8217;nın d hataları olmuştur diyelim v o hataları anlatalım. böylece doğru v yanlış arasında bir seçim hakkı tanıyalım. ama bana kalırsa, resmi tarihte önkabul m.kemal paşa kahramandır her yaptığı doğrudur ise, bu kitapta d kazım paşa kahraman. o zaman ben d resmi tarihe inanmayın diyen bir mustafa armağan&#8217;a d güvenmiyorum. birini tanımamak, yanlış tanımaktan iyidir.</p>
<p>daha ilk sayfalarda kazım karabekir&#8217;n &#8220;vatandaş! yanlış bilgi felaket kaynağıdır. her işin evvela hakikatini ara ve öğren. sonra münakaşasını istediğin gibi yaparsın.&#8221; sözünü yazmış. ama kitap hakikatlerden bahsetmiyor d bir münakaşa içinde geçiyor sanki. o d bir anlatım tarzıdır fakat kitabın iddiası hakikatleri anlatmak. m.kemal paşa&#8217;dan nutuk&#8217;u v kazım paşa&#8217;dan günlükler&#8217;i okuduktan sonra, kitaba devam edip, peki bu münakaşa düzgün anlatılmış mı noktasında bir şeyler ekleyebilirim.</p>
<p>öte yandan kazım paşa&#8217;nın doğru anlaşılmasına bu kadar önem verirken, vakalar nutuk&#8217;taki gibi değil derken, kaynaklar listesinde nutuk olmayışını müstehzi bir gülümseme ile karşılamayı ihmal etmedim elbette.</p>
<p>&#8220;hakkını helal et paşam! buraya yazamadığım cümleleri sen okuyorsun nasıl olsa. okurlarım onları okuyamasa da…&#8221;<br />
okuyacaklarım v okuyamayacaklarım hakkında, kitabın esas adamı ile bu kadar şahsi v şifreli bir diyaloga giren bir yazarın ilerleyen sayfalarda anlattıklarını ne düşünerek okuyabilirdim ki zaten? kazım karabekir&#8217;in gözünden bir yakın tarih değil, mustafa armağan&#8217;ın gözünden kazım karabekir v yakın tarih.</p>
<p>velhasıl, aslında ben çözemedim yazarın ne yapmaya çalıştığını. sayfa 94&#8242;te &#8220;artık vecizeler değil gerçekler konuşmalıydı ne de olsa&#8221; dedi. ben de hay ağzına sağlık aklın neredeydi şimdiye dek diyip bıraktım.</p>
<p>sana sorum ise şu: yazar sayfa 94&#8242;ten sonra ne yapmaya çalıştığını herhangi bir yerde anlattı mı? yani objektiflik bekleyerek hata mı ediyorum böyle bir amacı zaten yok muymuş? y d bu zaten objektif bir anlatım d ben mi çok idealize bir tarih anlatımı inancına sahibim? ama yine d tavsiye için teşekkür edeyim. adama kızdığım için neymiş bu paylaşamadıkları diye oturup başka kaynaklardan okuyacağım. dur sitedeki entelektüel seviyeyi düşürmeyeyim: &#8220;o dönem hakkında okuma yapacağım.&#8221; iyi geceler:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kazım Karabekir&#8217;in Gözüyle Yakın Tarihimiz yazısına hermione granger tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.yazdediler.com/kitap/kazim-karabekirin-gozuyle-yakin-tarihimiz.html/comment-page-1#comment-2097</link>
		<dc:creator>hermione granger</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Sep 2011 14:48:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yazdediler.com/?p=687#comment-2097</guid>
		<description>&quot;fotoğraftaki kitap ne acaba?&quot; merakımı gidermiş oldum:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;fotoğraftaki kitap ne acaba?&#8221; merakımı gidermiş oldum:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

