
Yazar: Mustafa Akyol
18. ve 19. yüzyıl düşünürlerinin kehanetine göre din gelecek yıllarda etkisini hayli yitirecek ve hatta azalarak bitecekti. Bu süreci hızlandırmak için 20. yüzyıl dinsizliği emreden devlet ideolojilerine sahne oldu. Fakat insanların içinde bulunan maddeler üstü bir ideal düşüncesi tüm öngörü ve baskılara rağmen ortadan kaldırılamadı.
Mustafa Akyol, modern çağda dinin toplumsal olayları etkilemesi kadar tabii bir şey olmadığından söz ediyor köşe yazılarından derlenmiş olan kitabında. Dinin kendini gösteremediği, baskı altına alındığı toplumların anormal bir yapıya sahip olduğunu ifade ediyor. Yazar düşüncelerini meşrulaştırmak için sürekli Amerika Birleşik Devletleri’nden örnekler veriyor. Bilindiği gibi ABD’de dini kuruluşlar, kiliseler adeta birer sivil toplum kuruluşu gibi faaliyet gösterip ülke gündeminde kendilerine yer bulabiliyor.
Akyol, liberalizmin siyasi bir görüş olduğunu savunarak bir müslümanın liberal düşünceyi savunmasının bir mahzuru olmadığını iddia ediyor. Siyasal İslam anlayışının “varolan küfür düzenini acilen yıkıp yerine şer’i bir devlet kurmak”tan başka bir ideali, bir projesi olmamasını eleştiriyor.
Akyol, bir müslümanın, müslüman ahlakını yakalama gayretinin diğer tüm gayretlerin üzerinde yer alması gerektiğini söylüyor. Ve özelden genele çıkarak, İslamiyet’i hakkıyla yaşayan bir topluluğun, içtimai özgürlükler çerçevesinde kendini ifade etmesinin modern çağda bir tehtid olarak görülmediğini dışarıdan örneklerle açıklıyor. Bu yolla ülkemizdeki anormalliklere dikkat çekiyor.
Kitap, kolay okunan ve çabuk bitirilen bir özelliğe sahip. Son yıllar içinde hep gündemde olan konular hakkında faydalı bir okuma olacağı kanaatindeyim.

Orçun
13th Kas, 11
Kitabın başlığı bir şekilde dikkatimi çekmeyi başardı ve biraz bakındım. Şöyle bir tanıtım metni buldum;
at- – - – -
Türkiye’deki her çocuk, okullarda laikliğin “din ve dünya işlerini birbirinden ayırmak” olduğu ezberiyle “eğitilir.”
Halbuki, yanlış bir tanım ve dolayısıyla yanlış bir ezberdir bu. Laiklik “din ve dünya işlerini” değil, “din ve devlet işlerini” birbirinden ayırmaktır.
- – - – -
Tanımı doğru kuruyor olsa da giriş noktası hayli yanlış. Laiklik hiçbir zaman “din ve dünya işlerini birbirinden ayırmak” diye aktarılmamıştır! Aktaran varsa da hatalıdır!
Kitap ilgimi çekmişken böyle bir falsoya düşmesi beni soğuttu. Yukarda “biraz bakındım” dedim ya, işte o bakmamla kaldım, daha fazlası zaman kaybı bence…