
Yazar: Ahmet Mithat Efendi
Tanzimat döneminin önde gelen klasiklerinden Felatun Bey ile Rakım Efendi hep okumak istediÄŸim bir kitaptı. Nihayet gayeme eriÅŸtim. Åžekli batılılaÅŸmanın temsilcisi Felatun Bey ile deÄŸerlerine baÄŸlı bir doÄŸulu olan Rakım Efendi’nin hikayesi oldukça keyifliydi.
Yazar Ahmet Mithat Efendi’nin kullandığı dil epeyce nüktedan. Felatun Bey ile Rakım Efendi arasındaki rekabette yazar kuÅŸkusuz Rakım Efendi’nin yanında. Felatun Bey tüm budalalıkları üzerinde toplamış, sefahat ehli, kadın düşkünü bir batı hayranıdır. Rakım Efendi ise geleneklerine baÄŸlı -ama modernleÅŸmeye pek de karşı durmayan-, tutumlu ve çalışkan bir Osmanlıdır.
Felatun Bey, Rakım Efendi’yi sürekli hakir görür. Onu; hayatın tadını çıkarmadığı, sıkıcı ve yavaÅŸ bir yaÅŸantı sürdüğü için kendisinden aÅŸağı görür. Kültürel derinlik anlamında kimin üstün olduÄŸunun önemi yok. Felatun Bey bir batılı gibi yetiÅŸtirilmiÅŸtir. Öyleyse kendi gibi olmayan diÄŸerlerinin mertebesi ancak cahillik ve aÅŸağılıktır.
Rakım Efendi de tahmin edeceğiniz üzre bunların tam aksi özelliklere haizdir. Vakarını korur, parasını biriktirir. Çalışkandır, iyi de para kazanır. Pavyonlarla işi olmaz, evde rakısını içse de. Evde ihtiyar dadısı ve biricik cariyesi ile birlikte yaşar. Tüm saadet kaynağı onlarla geçirdiği vakittir. Fazlasını istemez.
Kitabın sonunda gayet tabi ki Felatun Bey helak olur. Kendini ve parasını tüketmiş vaziyette, acziyetler içindedir. Rakım Efendi öyle mi? Gayet mutlu, gayet memnun. Dadısı ve eski cariyesi (yeni eşi) ile mesut bir hayatın kapısı aralar.
Kitap sayfalara yayılmış bir “aÄŸustos böceÄŸi-karınca” hikayesi gibidir. Tam bir tanzimat klasiÄŸi, doÄŸu-batı mukayesesidir. Okunması gerekir.

DerviÅŸ Vahdeti'nin yiÄŸeni
14th Eki, 11
Bu romanı okuduÄŸumda, Felatun bey karakteri, Samanyolu dizilerindeki kötü adamları çaÄŸrıştırmıştı bana. Aslında ciddiye bile alınmayacak tıynette biriyken, müellif tarafından, -Rakım efendi’nin “doÄŸru” batılılaÅŸmasının onaylanması gerektiÄŸi için- romanın “vurun abalıya”sı ilan edilmiÅŸ bu Felatun bey.
atAma, ya hakikat? Mahmud kötüydü de Abdülaziz iyi miydi? Esasen bu romanın kötü adamı tamamiyle Rakım efendidir. Ben bir Müslüman olarak Rakım efendide kendime dair çok da bir şey göremedim. Rakım efendi, Tophane muhitinde oturmasına rağmen, ne yazık ki, Tophane gençlerinin yetiştiği o münbit iklimden nasibini alamamış, huzuru ve sükunu beyoğlunda aramış. Yani beyoğlunun kozmopolit muhitinin bir figürü olmuş.
Bugün, tekilciliÄŸiyle ün salmış bir diktatörün bile beyoÄŸlunda ingiliz ajanlarıyla görüştüğü bir hakikattir. Yani modernite tekilciliÄŸini bile biraz eÅŸelediÄŸinizde altında kozmopolitizmin o meÅŸ’um suretini görüyoruz.
Konuyu dağıtmayalım. Ciddiye alınmayıp sürekli tahkir edilecek canlılarla, batılılaşmayı özümsemiş kişilerin mukayese edilip, bir tercihte bulunmamızın istenmesi, ölümle sıtma adlı iki dostu hatırlattı bana. Fakat, yeterli entelektüel seviyeyi yakalayamamış osmanlılardan da bundan başka bir şey beklemek hayal olurdu gibime geliyor.
Yiğidi öldürelim hakkını yemeyelim. Ahmed Midhat efendinin üslubu enfes. Zaman zaman okura sorular sorması, karakterler üzerine spekülasyonlarda bulunması gibi unsurlar oldukça keyifli hale getirmiş bu romanı.