
Yazar: OÄŸuz Atay
Merak ediyordum Tutunamayanlar’ı. Bir kitabın beÄŸenmeÄŸeninin olmayışı beni ürkütüyordu. Popüler olan her ÅŸeye karşı olan temkinli tutumum, çetin ön yargılar diziyordu bu kitapla aramdaki mesafeye. TuÄŸla gibi oluÅŸu doÄŸrusu gözümü pek korkutmadı. Çünkü sürükleyici bir kitap; deÄŸil 725 sayfa, 2000 sayfa dahi olsa kendini okuturdu.
Türkiye’de “alınıp okunmayan kitaplar listesi” gibi saçma bir ÅŸey tertip edilse, Tutunamayanlar’ın başı çekeceÄŸi su götürmez bir gerçektir. Siz de Tutunamayanlar’ı Bitiremeyenler Cemiyeti’nin bir ferdi olmak istemiyorsanız, bu dediklerimi dikkate almalısınız! Bitirme noktasındaki baÅŸarısızlığın temel sebebi; herkesçe methedilen bu kitabın, okumayla arası olmayan insanlar için bir “okumayı sevdirici merdiven kitap” olamayacak kadar yorucu olmasıdır. BaÅŸka tip bir merdiven olarak, baÅŸka bir amaçla kullanılabilir tabi. Zira kitap yaklaşık olarak 5cm kalınlığında.
OÄŸuz Atay hakikaten ilginç bir adam. Romanın baÅŸ karakteri Turgut Özben’i oldukça sempatik tasarlamış olması, kitabı okunulabilir kılan en önemli unsurdu bence. Sürekli düşünce halinde olan, her ÅŸeyi düşünmeye deÄŸer bulan, kendisi -yahut içinde yaÅŸattığı arkadaşı Olric- ile daima diyalog halinde olan derin bir karakterdi Turgut Özben. Kısa ve net düşsel cümleleri, çabuk farkına vardığı büyük çeliÅŸkileri, kendine (TurgutçuÄŸum Özben’e) yönelttiÄŸi ağır eleÅŸtirileriyle gülümseten bir karakterdi.
İnsan farkına varmadan Turgut Özben tarzı düşüncenin etkisinde kalmıyor değil. Düşüncelerimi ve alışkanlıklarımı bir kimseye yazınsal olarak ifade etmek durumunda kaldığım gayrı ciddi ortamlarda, kitap yüzünden yaşadığım üslup değişimi hemen gözüme çarptı. Bu kitap kesinlikle alışılmamış, daha önce yaşanmamış bir tecrübe sunuyor okuruna.
Tutunamayanlar’ın bir baÅŸka yan etkisi de -kısa süreli de olsa- sizi gerçeklik duygusundan uzaklaÅŸtırmasıdır. Tarihi vakaları okumaya, öğrenmeye meraklı biriyseniz romanın geçmiÅŸe dönük bazı kısımlarında takındığı lakayt tavır canınızı fazlasıyla sıkacaktır. Anlatılana tam inanıp, onu hafızanızın bir köşesine yazacak iken ansızın beliren bir espri cümlesiyle sarsılıyor, okuduklarınızın birer mizah öğesi olduÄŸunu acı bir ÅŸekilde anlamış oluyorsunuz.
Süleyman Kargı’nın elindeki notları okuduÄŸumuz bölümde bu tereddüdü o kadar çok yaÅŸadım ki, bir hayli sinirlenip “bu da mı yalan, bu da mı gerçek deÄŸil” naraları attım. Kitabı bir köşeye fırlattıktan sonra kendime bir günlük tatil hakkı tanıdım.
Sonra tekrar barıştık tabi. Okudum ve bitirdim. Turgut’un ölen arkadaşı Selim’in peÅŸinde sürdüğü izin sonuna eriÅŸtim. Sâhi, 2 saattir konuÅŸuyoruz bir kere bile Selim Işık demedik. Selim’i bir çırpıda anlatmak için kitabın en vurucu cümlelerinden birine baÅŸvurup iÅŸi kestirmeden halledebiliriz: “Bir silgi gibi tükendim ben. BaÅŸkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: Mürekkeple yazmışlar oysa. Ben, kurÅŸunkalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.” Selim Işık
Bu okuma serüveni boyunca, aslen İnÅŸaat mühendisi olan OÄŸuz Atay’ın, kitabın bazı bölümlerinde biz meslektaÅŸlarına kırptığı gözleri bir bir saydım. Bu sayede dağılan dikkatimi anında topladım. Mühendishane’mizin böylesi edip kimseler yetiÅŸtirmiÅŸ olmasıyla durup durup iftihar ettim. Sonra ne yaptım hatırlamıyorum. Hatırlamaz olur muyum? Kalktım bu yazıyı yazdım.

Betül
25th Åžub, 11
Bende hocalarımdan dolayı neredeyse bir ara bırakmayı düşündüm kitabı.
- Herkes geçer diyor, geçer mi Olric? Herkes ne bilir acımı. Herkes ne bilsin acımızı. Yaşar gibi yapmaktan, özlemez gibi yapmaktan, iyiymiş gibi yapmaktan, nefes alıp onu içimde tutmaktan, o nefeste bogulmaktan sıkıldım. Ki nefessizlikten değil nefesten boğulmaktır marifetimiz Olric.
at- Evet efendimiz.
- Bana katıldığını bilmek güzel. Arada ses vermen güzel. İçimin sesi de olmasa ölürüm yalnızlıktan.
emredici
26th Åžub, 11
Güzel bir alıntıydı
atBitirebildin yani kitabı?
Betül
27th Åžub, 11
ilk başta bırakasım geldi fakat öğretmenim öyle deyince merak ettim , neden okumayın dediğini düşünerek hırslandım ve bitirdim
atE.
4th Oca, 12
Merhaba Sevgili Emre,
atSelim’den pek bahsetmemiÅŸsin, Selim aslında Turgut’tan da öte, baÅŸ kahraman. Ve dediÄŸin gibi OÄŸuz’cuÄŸum Atay hakikaten ilginç biri, üslup konusunda da deÄŸiÅŸim kaçınılmaz oluyor. DiÄŸer kitaplarını da okudun mu bilmiyorum ama benzer üslup devam ediyor. İroni hep hakim. Son olarak, “Çiçeklerden papatyayı, insanlardan Selim’i severim.”
Merve Yildiz
25th Oca, 12
“aÄŸla bu yaÅŸama turgutcuÄŸum özben, aÄŸla daha çok!
yaşam bu denli ağlanası olmamıştı.
gül bu yaşama selimciğim ışık gül eskisinden daha çok!
yaşam bu denli rezilcesine gülünç olmamıştı.
ben aranızda size bakıp soruyorum kendime:
sizin ardınızdan mı aÄŸlayayım? sizinle birlikte mi güleyim?”
Ne güzel anlatmışsın, okuyup da sevmeyen görmediÄŸimden; bir de upuzun olmasından olacak evde yıllardır duran kitabı okumamıştım. Geçen yıl babamın zorlamasıyla okudum, “geç kalınan her ÅŸey böylesine güzel olsa” dedim.
atAra tatilimin başladığı şu günlerde diğer işlerimi halleder halletmez tekrar okuyacağım.
Eline sağlık.